Bebekli eve gereken alet edavat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bebekli eve gereken alet edavat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Alıştırma Külodu Kullanılmalı Mı?


Bu sorunun cevabı, alıştırma külodunu hangi amaçla kullanmak istediğinize göre değişiklik gösterir.

Eğer bebeğinize tuvalet eğitimi veriyorsanız ve etrafı sulamasın diye alıştırma külodu kullanmayı planlıyorsanız, tavsiye edilmiyor. Zira bu canavalar, çişleri paçalarından aşağı akmadığı ve bir çiş göleti ortasında kalakalmadıkları sürece çişlerini tuvalete yapmaları gerektiğine ikna olamıyorlar. 

Ben kızımı 9. ayından beri tuvalete oturtuyorum ve kızım 12. ayından sonra kakasını asla altına yapmadı (bkz. http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2010/12/tuvalet-egitimi-ne-zaman-verilmeli.html). Buna rağmen 21. ayında başladığımız idrar tutma eğitiminin tamamlanması 2-3 ay sürdü.

Bu süreçte elbette ev gezmelerine gidiliyor ve her gün parka çıkılıyor. Başkasının evinde bebeğinizin koltukları ve halıları ıslatması zaten utanç verici olabiliyor. Hele bir de parkta kaydırağın tepesinde filan işemeye kalkarsa, iş iyice eğlenceli bir hale geliyor :) Bezlemeye kalksanız, bir bezli bir bezsiz olunca tuvalet eğitimi uzuyor.

Bu tür zor durumda kalmaların önüne geçebilmek için tek çare: Alıştırma külotları. Giysiler gene ıslanıyor ama en azından koltuklar ya da halılar veya kaydırak ıslanmadan olaya müdahale edebilme şansınız oluyor.

Yukarıdaki resimde gördüğünüz BabyNeo marka organik ve kalın kumaştan yapılmış alıştırma külodu. Ben çok sevdim bunları ama ne yazık ki kızım sevmedi. Zira çişi kaçırmaması için bacak ve bel lastiklerini oldukça sıkı yapmışlar. Bizim Kontes ise sıkıntıya asla gelemiyor. Ayrıca çişi iyice emsin diye kalın yapmışlar. İnce, hazır bezlere alışan Kontes, o kalınlık hissinden de hoşlanmadı.


Biz de bu yukarıda gördüğünüz, her bebek mağazında bulunan alıştırma külotlarından aldık. İçi pamuklu, dışı plastik, yapısı ince. Çantada filan da az yer kaplıyor.

Geceleri ise külot giymeye alışmış Kontes hanım bez bağlatmak istemiyordu. Biz de Huggies DryNights kullandık.


Yurtdışında gece alıştırma külotlarının kumaş modelleri de var ama ben "Gece eğitimi kısa sürer" diye düşünerek sipariş etmemiştim. Pişmanım, Kontes'in gece bezini tamamen çıkarması 1 sene sürdü:



Özet olarak, evde değil ama ev dışına çıkarken bebeğinizi bezlemek zorunda kalmak istemiyorsanız, alıştırma külodu almanız sinirsel sağlığınıza katkı sağlayacaktır :)

24 Haziran 2012 Pazar

Tuvaletini Uzun Süre Tutamayan Çocuk Ev Dışında Tuvaletini Nasıl Yapabilir? Potette Portatif Lazımlık ve Tuvalet Adaptörü


Bu bir ürün tavsiyesidir. Özellikle kız çocukları olanlara şiddetle tavsiye edilir.

Kızım bezini bıraktığında 21 aylıktı. İlk başlarda yarım saat, sonraları saat başı tuvalete gidiyorduk. Ne akla hizmetse de yazın gelmesini beklemiştim bezi bırakmak için. E, hava sıcak, çocuk sokağa çıkmak istiyor. Zaten tüm gü parkta, hafta sonları piknik yapmaya gidiyoruz tüm gün sokaktayız, zaten gezmeyi seven bir aileyiz sürekli otoyoldayız. E, bu çocuk çişini nereye yapacak?

Erkek çocuk açısından çiş olayı kolay, bir pet şişe ya da kullan-at bardak iş görebilir. Ama erkek çocuğun da kakası evin dışında, tuvalet de bulunmayan bir yerde gelebilir.

Ayrıca ev dışında çocuğu tuvalete oturtmak da zor. Bir kere her tuvaletin hijyeninden emin olamıyorusunuz. Ayrıca benim kızım gibi henüz klozet üzerine dengesini kurarak oturamayacak kadar küçük bebekler için tuvalet adaptörü olmadan klozete oturmak ürkütücü olabilir. Çocuk reddedebiliyor.

Ayrıca yaşları birbirine yakın iki çocuğu olanlar açısından hem lazımlık hem de adaptör için ayrı ayrı ürün kullanma zorunluluğu da ortadan kalkmış oluyor.


İşte tüm bu sorunları, yukarıdaki ürünle aştık: Potette Plus. Şiddetle tavsiye ediyorum.

Öncelikle klozet adaptörü olarak kullanabiliyorsunuz. Yukarıdaki resimde görülen mavi kısımları yanlara doğru açıp, beyaz ve ortası delik kısmı klozetin üzerine getiriyorsunuz. Mavi kısmın altındaki silikon bölümler, adaptörün kaymasını engelliyor. Ayrıca çocuk mavi kulakların her iki tarafından tutunarak hem güven hissi sağlıyor hem de ıkınması gerekiyorsa, rahatça ıkınabiliyor.


Eğer tuvalet yoksa ve lazımlığın içine yapmanız gerekiyorsa, yukarıda görünen ortası delik beyaz kısmın içine bir poşet yerleştiriyorsunuz. Poşetin saplarını, mavi kulakçıklara doluyorsunuz. Bebek poşetin içine tuvaletini yapıyor. Poşeti çıkarıp, ağzını bağlayıp çöpe atıyorsunuz.


Çantanızda taşırken de yukarıdaki resmin sağ altında görülen şekilde, kulaklarını içeri doğru katlayıp, ürünle birlikte gelen ağzı büzgülü plastik taşıma çantasının içine koyuyorsunuz. Normal adaptörlerden daha küçük olduğundan fazla yer kaplamıyor. 

Yukarıdaki resimde görülen kurbağa desenli poşetler Potette'e özel. Poşetin içinde yapışık bir ped var. 20 mililitre sıvıyı emebiliyormuş. Böylece bebeğiniz çişini yaptığında, bu ped sıvıyı emiyor ve siz elinizde poşeti taşırken içinde bir sıvı taşıdığınız belli olmuyor. Sızdırma yapma riski de olmuyor tabii.

Potette'i aldığınızda içinden 2-3 adet poşet çıkıyor. Yedek poşetler ise 10'lu olarak satılıyor. 

E, peki ben altı üstü bir poşete para verir miyim? :)
Yedek poşetlerden ben hiç kullanmadım. Kendim hazırlıyordum. Normal kadın pedlerini ikiye bölüp ya da sadece kulaklarını kesip tanınmayacak hale getirdikten sonra market poşetlerinin dibine yapıştırıyordum. Market poşetinde delik olmaması önemli tabii. Bu yedek poşetleri de yanımda taşıyordum yedek olarak. Ayrıca arabada her zaman birkaç poşet ve birkaç kadın pedi bulunduruyordum.

Elbette tüm bunlar "medeniyetin" zorunlu sonuçları. Ama bezi bıraktıktan bir süre sonra ardamarım çatladı :) Otoyol kenarında ya da piknikte filansak, yani kimsenin kızımın çişi ile temas etme riski yoksa, çiş için torba kullanmamaya başladım. Kızım zaten kakasını sanırım hiç lazımlığa yapmadı. Çünkü daha önce de yazdığım gibi kızım 12. ayından itibaren kakasını tuvalete yapıyor, yapamayacağı durumlarda da tutmayı tercih ediyor: http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2010/12/tuvalet-egitimi-ne-zaman-verilmeli.html

Eğer aletin nasıl kullanıldığı gözünüzde canlanmadıysa şu videoları izleyebilirsiniz:




"Siz kullanabildiniz ama acaba bana da uyar mı ki?" diyenler için kullanan iki farklı annenin önerisi ve hatta birinde ayrıntılı fotoğrafları da var:


http://evaciton.wordpress.com/2011/11/01/tuvalet-egitimi-nasil-obil-olunur/#more-1014

Bizim şu anda kullandığımız 3. Potette'imiz. Bir tanesini annem parkta unuttu, bir diğerini eşim otobanda unuttu... Yine de gidip 3. Potette'i alma ihtiyacı hissettik. Kızım da lazımlığını çok seviyor, işte ispatı :)


24 Mayıs 2012 Perşembe

Doğal Ürünlerle İlk Yardım Nasıl Olur? Ecza Dolabında Neler Bulunmalı?


Ben ilaç kullanmıyorum. Kızımı da kendimi de doğal yöntemlerle tedavi ediyorum. 3 senedir iyi gidiyoruz. Bu nedenle doğal malzemelerle ilk yardımı öğrenmeme ve kendime bir doğal ecza çantası hazırlamama yardımcı olanlara teşekkür etmek istiyorum.

Öykü'ye ve Damara'dan Feride Gürsoy'a teşekkürlerimle, işte çantamdan asla çıkarmadığım kremlerim (fotoğrafların hepsi kendi kullandığım markalara aittir):



Arnika (Öküz Gözü) Yağı (Kremi de olabilir, ben yağını kullanıyorum): 
Kaza anında ilk akla gelecek merhemdir, en sık kullanılan yağdır. Arnika morlukları, şişlikleri hafifletir, eklemlerdeki enflamasyonun tedavisine iyi gelir, adale ağrılarına ve hafif burkulmalara karşı birebirdir. Her türlü vurma, çarpma, şişme, burkulma, morarma gibi vakalarda kullanılır. 

Doku toparlayıcısı ve yara iyileştiricidir. Zaten acıyan bir şişin üstüne çocuğu zorlayarak buz tutmaya çalışmaktan çok daha pratik ve etkilidir. Eğer arnika kremini darbeden hemen sonra sürebilirseniz neredeyse hiç şişlik oluşmadığını mutlulukla fark edeceksiniz.  

Açılmış yara üzerinde kullanılmaz. 

Normal doğum ve diş çekimi vb sonrasında kullanıldığında vücuda hızlı bir iyileşme ve şifa sağlar. 



  
Aynısefa Kremi (Calendula):  
Açılmış yara üzerinde bu kremi kullanıyorum. Eğer yanıma tek bir krem alacaksam, muhakkak bu kremi alıyorum.

Yara iyileştirici özelliği vardır. Hemen her tür durumda kullanılabilir. Derideki kızarıklıklara, yanıklara, kesiklere ve pişiklere iyi gelir. Kene ısırıklarında kullanabilirsiniz. 

Annelerin kurumuş ellerine, dirseklerine ve ayaklarına da iyi gelir :)




Lavanta Yağı:
 

Birinci derece ve yüzeysel ikinci derece yanıklar için ve böcek ısırıkları ve sokmaları durumunda acıyı, ağrıyı ve kaşıntıyı kesmek için kullanılır. Acıyı hemen kestiği gibi derinin kendini toparlamasına yardımcı olur. Ancak hemen uygulandığında etkili olur. Bu yüzden hep yanınızda olsun ve tekrarlayarak uygulayın. 

Ağrı kesicidir: Kulak ağrısı için kulağın çevresine masaj yapın. Boğaz ağrısı içinse boğaza masaj yapın. 

Rahatlatıcı etkisi vardır. Banyo suyuna ya da yastığa damlatılabilir. 

2 aylıktan küçük bebekler için 2 çorba kaşığı zeytinyağına 2 damla lavanta koyun. 2 aylıktan 1 yaşına kadar olan dönemde damla sayısını 3-5’e çıkarabilirsiniz. Daha sonra doğrudan deri üzerine uygulanabilir.






Çay Ağacı Yağı (Tea Tree Oil): 

Türkçe adı Hint Defnesi olmasına rağmen İngilizce isminden çeviri olarak çay ağacı yağı adı altında satılıyor. 

Doğal antiseptik yani mikrop öldürücüdür. Düşme sonucu oluşan yaralarda mikrop kapmayı engelleyici olarak kullanılır. Bactroban, bepanten, tentürdiyot, oksijenli su vs yerine kullanılabilir.

Doğrudan deri üzerine kullanmanızda bir sakınca yoktur. Ancak yoğunluğunu azaltmak için 1 damla hint defnesini 10 damla suyla karıştırıp yaraları ve böcek sokmalarını temizlemekte kullanabilirsiniz. Böcek ısırıklarında kaşıntıyı kesmek için kullanabilirsiniz. 6 aylıktan küçük bebeklerde Hint Defnesi kullanmayın. Sonrası için de lavanta yağı için verilen kullanım önerilerine uyun.

Etkisi var mı bilmiyorum ama ben ayrıca cold-mix gibi de kullanıyorum. Yani hasta birinin bulunduğu ortamlarda ya da kalabalık ortamlarda bir pamuğa 1-2 damla bu yağdan damlatıyorum. Havadaki mikropları kırdığını ümit ediyorum.


Okaliptüs Yağı: 
Her zaman seyahat çantanızda olsun. Hava yolculuğu solunum yollarını kurutur. Okaliptus yağı solunum tıkanıklıklarını açar. Kaynamış suya birkaç damla damlatın ve çocuğunuza buharı koklatın. 2 aylıktan büyük bebeklerde kullanımı güvenlidir. Lavanta yağı için verilen talimatlara uyun.


Ben okaliptüs yağı olarak Cold-Mix kullanıyorum. Yanıma hasta biri yaklaşınca doğrudan yakama damlatıyorum. Ne kadar etkisi var bilmiyorum ama en azından karşımdaki mesajı alıyor ve benden uzak duruyor :)))



Dereotu Yağı: 
Gaz sorunlarına iyi gelir. 2 aylıktan küçük bebekler için 1 damlayı 2 çorba kaşığı zeytinyağıyla karıştırın. Sonra damla sayısını 3-5’e çıkarın. Bebeğin karnına ve sırtının ortasına bu yağla masaj yapmak çok iyi gelecektir.

Resimdeki şişe bana İngiltere'den hediye gelmişti. Orada 19. yüzyıldan bu yana üretiliyor ve kullanılıyormuş. Kızım çok gazlı bir bebek değildi ama gaz sancılarında işe kesinlikle yaradı. Doğal olması da içimi rahatlatıyordu.


Aloe Vera Jeli: 
Güneş yanıklarına karşı kullanılır. Cildi sakinleştirir.

Minimum katkı maddesi içeren bir aloe vera jeli bulun. Küçük bir şişeyi yaz mevsiminde çantanızdan ayırmayın.

Ekinezya Tentürü veya Tableti: 
Seyahat çantası için gerekli bir bitki. Bağışıklık sistemini stimule eder. Hastalığın daha ilk belirtilerinde alınmalıdır. Özellikle tatile giderken olası grip ve soğuk algınlığı ihtimaline karşı yanınıza almanızda fayda vardır.

Karbonat: 
Arı sokmalarına karşı yanınızda küçük bir şişe bulunsun. Hemen biraz suyla karıştırıp soktuğu yerin üstüne sürerseniz zehiri nötralize eder. Çocuğunuzun arıya alerjisi olması ihtimaline karşı gerekli alerji ilacını  yanınızda her zaman bulundurun.
(Ter kokusuna karşı da karbonat kullandığımı hatırlatmak isterim.)

Sivrisinek Kovucu:
 
Yaz aylarında çantanızdan ayırmayın. Kendi karışımınızı yapmak için 4 çorba kaşığı badem yağına okaliptus, lavanta, hint defnesi, citronella ve biberiye aromaterapi yağlarının her birinden 3’er damla karıştırın. 1 yaşından küçük çocuklarda kullanmayın.  Ufak çocuklarda çok az miktarda kullanın.
Ayrıntılı yapım bilgisi için sabunagaci sitesine bakabilirsiniz.

Alet-Edavat:
İlk yardım çantanıza makas, sargı bezi, küçük bir bandaj, pamuk, cımbız, yarabandı ve küçük bir sabun koymayı da unutmayın.


İlk yardım çantası olarak minik bir makyaj çantası kullandığımı da eklemek isterim :)
Herkese sağlıklı ve kazasız günler dilerim. 

Güncelleme: Organik ürün olarak bir tek Melvita marka kullandım ve çok memnun kaldım. Markanın sayfasından iletişim bilgilerini ve satış noktalarını öğrenebilirsiniz:
http://www.melvitaturkiye.com/mainpage.aspx 

Güncelleme: Aynısefa kemi, benim en sık kullandığım ürün. Örneğin kedim sağ olsun sık sık tırmık atar. Onun tırmıkladığı yer kabarır ve çok yanar. Aynısefa kremi sürünce hem yanma hissi kayboluyor hem de cildim kabarmıyor. Aynısefa kremi olarak Ecem Bosphorus marka kullanıyorum: 
http://www.safmarket.net/ecem-bosphorus-aynisafa-kremi-p-1400.html?osCsid=7b87470e019133192daec3cc101acfd6  
Ürün doğal olduğu için bozulabiliyor. Son kullanma tarihine bakmadan ve ürünü koklamada, denemeden almayın. İnanılmaz güzel bir kokusu var.

Güncelleme: Ürünlerin hepsi küçük boy, bu nedenle yanımda taşımak zor olmuyor. Küçük bir makyaj çantasının içinde taşıyorum hepsini. Hafta sonları yanımda bulunuyor muhakkak, ama hafta içi kapının önündeki parka inerken sadece aynısefa kremini yanıma alıyorum, yeterli oluyor. Merak edenler için fotoğrafladım, portatif ecza dolabım :)

Bir paket de karbonat bulunuyor ama resme eklemeyi unutmuşum.

Tüm ürünler içindeyken bile makyaj çantası şişkin durmuyor.

Makyaj çantasının boyutu anlaşılsın diye bir şişe suyla birlikte çektim.
  



3 Mayıs 2012 Perşembe

Sabun Cevizi Nasıl Kullanılır? (Soapnut)


Uzun süredir her türlü temizlikte sabun cevizi kullanıyorum. Çok memnunum, gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.

Sabun cevizi ile ilk tanışmam organik deterjanlar alırken oldu. Alma Win marka çamaşır deterjanı kullandım ve çok memnun kaldım:


Daha sonra Esra Coşkun ile tanıştım. Kendisi Kimya Mühendisi ve alerjik bünyeli oğlu için kullandığı sabun cevizinin satışını yapmaya başlamıştı. İlgimi çekti ben de ısmarladım. Kullandıkça kullanasım geldi... Zira sabun cevizini kullanabileceğiniz alanlar hayal gücünüz ile sınırlı :)


Esra, blogunda sabun cevizi ile ilgili tüm bilgileri veriyor, kullanım şekillerini anlatıyor ve satışını yapıyor: http://www.sabunagaci.com/

Aklınıza gelecek her sorunun kısa cevabı için de ingilizce bir site: http://www.soapnuts.pro/soap-nuts-faqs/



Sabun cevizini ben 2 şekilde kullanıyorum:
  1. Bütün olarak çamaşır yıkamada
  2. Her türlü temizlikte sıvısını


Sabunağacı'ndan gelen ilk sabun cevizi paketimin içinden ağzı büzgülü minik bir kese çıktı. Bu kesenin içine 7-8 adet sabun cevizi atıyorum ve kesenin ağzını büzüyorum ki sabun cevizleri çamaşır makinesinin giderini tıkamasınlar. Sonra çamaşırlarla beraber makineye atıyorum. Eğer ter lekesi olan çamaşırlar varsa makinenin deterjan gözüne de elma sirkesi koyuyorum. Eğer çok ağır lekeli (kan, mama vs) çamaşırlar varsa onları da ya önceden çitiliyorum ya da bir gece suda bekletip sonra çitiliyorum ve ondan sonra makineye atıyorum. Çamaşırlarımın hepsi pırıl pırıl oluyor ki kadın pedi olarak da kumaş ped kullandığımı da eklemek isterim. Eğer uygun bir minik keseniz yoksa, bir çorabın içine de koyabilirsiniz cevizlerinizi. Çorabın ağzını bir ip veya çengelli iğne ile sıkıca kapatıp, makineye bu şekilde yerleştirebilirsiniz. Hatta soket çorapları, içlerine sabun cevizlerini koyduktan sonra, ağzına sıkı bir düğüm atarak da kullanabilirsiniz.

Bu konuda en sık sorulan soru, kese içinde makineye atılınca çamaşırların durulanmadan çıkmasının rahatsızlık verip vermediği... Sabun cevizi fazla köpürmediği için çamaşır makinesinde kullanıma uygun. Fazla köpürmediği için durulanması da kolay, çamaşırda köpüklü, yapış yapış ya da çamaşıra yapışmış sabun gibi katı bir his bırakmıyor. Aynı zamanda ben bu şekilde yıkmayı özellikle tercih ediyorum çünkü eşimde ve kızımda egzama var ve sabun cevizi ilaç gibi geliyor. Bırakın çamaşırda artık bırakıp, cildi tahriş etmeyi; bilakis tahriş olmuş cildi düzeltiyor. Sabun cevizi sıvının egzamaya karşı ilaç niyetine kullanılabilmesi bile mümkün gözlemlediğim kadarıyla...


Sabun cevizi sıvısını yapmak için de 1,5 litre suyun içine 10 tane sabun cevizi atıyorum. 20 dakika kadar kaynatıyorum.1 litrelik sabun cevizi sıvısı elde ediyorum. Sabun cevizi kaynarken ortalığa sirke kokusu salıyor, kendisi de sirkemsi kokuyor. İçine 10-20 damla kadar da lavanta vb yağlardan damlatınca o keskin koku da yok oluyor. Gerçi ben çoğunlukla yağ bile damlatmadan olduğu gibi kullanıyorum. Çünkü sıvı soğuyunca koku kayboluyor, kokusuz bir hale geliyor. Çamaşırlar da yıkandığında kokusuz olarak yıkanıyorlar. Kokulara karşı hassas biri olduğumdan, bu durum benim çok hoşuma gidiyor.

Kaynattığım sabun cevizlerini 3 kere daha aynı şekilde kaynatıp sıvı elde edebiliyorum. Sabunagaci.com sitesinde resimli bir anlatım da mevcut: http://www.sabunagaci.com/2012/02/sabun-cevizi-sv-hazrlama-resimlerle.html
Buradan da sıvı hazırlama videosunu izleyebilirsiniz:



4 kez kaynatmaya rağmen sabun cevizlerinin içindeki sabun etkisi gösteren kısım tükenmiyor. Bu nedenle kaynattığım ceviz tanelerini tekrar keseye koyup, çamaşır yıkamada tekrar kullanıyorum. Sabun cevizinin tükenip tükenmediğini cevizi inceleyerek anlayabiliyorsunuz. Aşağıda yıkamalar sonucu tükenmiş sabun cevizi örneği var:



Sabun cevizi sıvısını her türlü temizlik için kullanabilirsiniz. Fazla köpürmediği için çamaşır makinesinin deterjan gözüne koyuyorum. Sprey şişelere koyup cam, fayans, ayna vs temizliğinde kullanıyorum. Yer temizliğinde kullanıyorum. Ben bulaşık makinesinde de kullanıyorum, ama bazı yakınlarım bulaşık makinesinde yeteri kadar memnun kalmadılar. Sanırım makinenin cinsine göre değişiyor. Köpürmediği için el ve vücut temizliğinde kullanmak zevkli olmuyor ama köpük şişesine dökerek o sorunu da aşmak mümkün: http://www.sabunagaci.com/2012/03/sabun-cevizinden-el-ykama-ve-cocuklar.html

Ayrıca Esra, sabun cevizinden elde ettiği koyu kıvamlı bir likiti sıvı sabun ve duş jeli olarak kullanılmak üzere satıyor. Ben de kullanıyorum. Mutfakta kullandığım kumaş elbezlerindeki lekeleri bile çıkardığı halde, ellerimde kuruluk yapmıyor. Yine sabunagaci sayfasında sabun cevizinden elde edilen sabunlar satılıyor. Aynı jeli gibi normal sabunu da hem güçlü bir leke çıkarıcı hem de elleri yumuşacık yapıyor. Keçi sütlü olan benim favorim şu sıralar.

Daha önce de söylediğim gibi: Sabun cevizinin kullanım alanları, sizin hayal gücünüz ile sınırlı.

Eğer el işi yapmayı seviyorsanız, sabun ceviziniz için bir kese bile örebilirsiniz, zira benim gibi doğal olana düşkün bir insansanız sabun cevizleriniz ile aranızda yakın bir duygusal bağ kurulabilir :)




Not: Beni sabun cevizleri ile buluşturduğun için teşekkürler Esra Coşkun.

Not: Sabuncevizinin 250 gramı 30 TL. Pahalı olduğunu düşünebilirsiniz. Ama aslında kesinlikle normal deterjandan daha ucuz. 10 gramından 2 litre (aslında 4 litre de elde ediliyor da, son 2 litresi, ilk 2 litre kadar yoğun olmuyor) sıvı elde edilebiliyor. Cif ve benzeri deterjanların 1 litresi 2 TL. düşünecek olursak, bu sıvının 1 litresi 50 kuruşa geliyor.

Satın almak isteyenler için yeni satışa başlayan bir siteyi tavsiye ediyorum: http://sabuncevizi.net/Sabun_Cevizi_Nedir.html

24 Nisan 2012 Salı

Çocuğunuz Klozete Oturmayı Red mi Ediyor? Moonstar Tuvalet Alıştırıcısı



Kızımı 9. ayından bu yana klozete oturtuyorum ve 12. ayından bu yana da kakasını bezine asla yapmadı. Buna rağmen 30. ayında klozete oturmayı reddetmeye başladı. Son dakikaya kadar çişini tutuyor, sonra da altına kaçırıyordu. Altına kaçırdığında da çok üzülüyor, çok geriliyordu. Ne yapmam gerektiğini kestiremiyordum. İki yaş krizi olduğunu zannetmiştim. 

Ama bir adım geri atıp çocuğu uzaktan izleyince sorunu anladım: Kızım artık büyümüştü ve benim yardımıma ihtiyaç duymak gururuna dokunuyordu. 

Ben de bu adaptörü aldım: MoonStar Tuvalet Alıştırıcısı.

Kızım şimdi koşa koşa tuvalete gidiyor, adaptörünü kendisi yerleştiriyor, pantolonunu kendisi çıkarıp, klozete kendisi oturuyor. Bu durum benim fıtıklı belime de çok iyi geldi doğrusunu söylemek gerekirse :)

Daha küçük bebekler için de uygun bir adaptör.

Klozetten önce oturağa oturtmayı tercih edenler içinse şu tür müzikli oturakların, tuvalet eğitiminde çok işe yaradığını çevremden sık sık duyuyorum:


9 Nisan 2012 Pazartesi

Çoraplarınız Çamaşır Makinesinde Kayıp Mı Oluyor?


Yalnız değilsiniz :) Benim önerim: Çamaşır yıkama ve koruma filesi kullanmak.

Ürün özelliklerini kısaca anlatayım: File şeklinde delikli ve polyesterden, yani sert ve deforme olmayan plastik ipten üretilmiş, ağzı büzülerek ya da fermuarla kapatılıyor ki böylece çamaşırların içinden düşmesi önlenmiş oluyor, fermuarlı olanların ayrıca koruma şeridi var ki böylece fermuarın makinedeki diğer çamaşırlara zarar vermesi engellenmiş oluyor.

Ürünü her yerde bulmak mümkün. Ben en son Tschibo'dan aldım.



Şu nedenlerden dolayı bu fileleri kullanıyorum:
  1. Çamaşır ve kurutma makinesinde çorapların kaybolmasını engelliyor.
  2. Hassas çamaşırların zarar görmesini ve yıpranmasını, aşınmasını engelliyor (baskılı tişört, ayakkabı ya da dantelli sütyen vb). Özellikle külotlu çorapları elde yıkamaya üşenenler için tavsiye derim :)
  3. Çamaşırları benden başka biri yıkayacaksa, onların iç çamaşırlarıma direkt temasını engelliyor (Onlar tiksinmediklerini söyleseler de ben bir başkasının iç çamaşırına dokunmak istemezdim şahsen.).
  4. Çorapları eşleştirme ve çamaşırları katlama konusunda zaman kazandırıyor.
  5. Kalabalık ailelerde çorapların birbirine karışmasını engelliyor.

Yatak odamızda 2 tane, çamaşır makinemizin yanında ise 1 tane file asılı. Yatak odasındaki filelerden birine iç çamaşırları, diğerine ise çorapları atıyorum. Çamaşır makinesinin yanındaki fileye ise kızımın çorapları atılıyor. Kızım büyüyünce odasına bir kirli sepeti ve bir de çorap filesi koyacağım ki kirlilerini atmayı öğrensin. Evimizde yatılı misafir varsa, bir tane de onlara file veriyorum.


Çorapların atıldığı filenin içerisinde bir de tenis topu var :) Zira kurutma sırasında filenin içerisindeki çoraplar sıkışıyorlar ve hafif nemli kalıyorlar. Tenis topu onları dağınık tutarak kurumalarını çabuklaştırıyor. 

Makineden çamaşırları boşaltırken fileyi olduğu gibi yatak odasına taşıyıp içindekileri hemen eşleştirip yerlerine yerleştiriyorum. 

Tüm çabalarınıza rağmen çoraplar kaybolmaya devam ediyorsa işte size eşlerini bekleyen bebek çorapları için harika bir fikir: Çorap Bekleme İstasyonu :)


Bir diğer fikrim de özellikle kış aylarında denenebilir. Waldorf yöntemini takip edenler için de harika bir deneme... Ayrıca eğer ben yaptıysam, herkes yapabilir :) Üç bebek çorabı, biraz pamuk ve bir de keçeli kaleme ihtiyacınız olacak: Bebek Çorabından Kardanadam







27 Mart 2012 Salı

Kedi ve Köpek Tüyleri Nasıl Temizlenir? Furminator


Evinde hayvan besleyenlerin en büyük derdi tüylerdir. Hayvanların bize kattıkları yanında basit bir sorun aslında ama özellikle bizim ailede olduğu gibi evde her gün koyu renk takım elbise giymek zorunda olan yetişkinler varsa sorun olabiliyor. Ayrıca evi her gün süpürmek zorunda kalmak ve elbiselerin üzerinden tüyleri toplamaya uğraşmak da hem emek hem de zaman istiyor.

Şimdi tam tüy dökme mevsimi. Bu konuda bildiklerimi yazayım dedim. Benim tüylere karşı 3 büyük silahım var:

  1. Furminator tarak
  2. Roomba temizlik robotu
  3. Çamaşır kurutma makinesi

Kedimin tüylerini aklıma estikçe Furminator tarak ile tararım. Evcil hayvanların tüyünü taramak için çok çeşitli tarak kullandım. Ama bunun gibisini görmedim. Her tarayışımda abartısız bir kedi daha oluşturabilecek kadar tüy çıkıyor. O kadar tüy taranmasa dökülüp evin içinde uçuşacaklar... Hayal bile edemiyorum. Bir resimlere bakın isterseniz:




Her iki resme de kefilim. Bu kadar, hatta daha da fazla tüy çıkıyor. Tüylerin yolunduğunu ve hayvanınızın rahatsız olacağını düşünmeyin. Hayvanların çoğu taranmaktan zevk alıyor ve özellikle taranmak istiyorlarmış. Benim kedim bile bir süre için taranmaya razı geliyor ve kırrr kırrr sesleri eşliğinde taranıyor :) Ki aslında kendisi son derece yırtıcıdır. Öyle kucak kedisi filan değildir. Kafasından başka bir yerine dokunanı aynen ya tırmıklar ya da ısırır. Sahibinin filan da gözünün yaşına bakmaz. Asabidir :) Ama bu tarağı seviyor. Görünce kaçmıyor en azından :) Çünkü tarağın ona da faydası var. 

Bu tarakla tüylerini taramadığım süre içinde (hamilelik vb sebeplerle) tüy yumağı kustu. 8 yaşındaki kedimin sadece 3-4 kere tüy yumağı kusmuş olduğunu söylersem, kedi sahipleri beni anlayacaklardır. Kedimin tüylerini tarıyorum ve böylece yalanırken tüy yutmasını engelliyorum. Sonuç olarak tüy yumağı kusmak zorunda kalmıyor. Tüy yumakları hem evde pislik yaratır, temizlemesi hoş değil. Hem de hayvanı strese sokar, onlar için de hoş değil. Kim kusmaktan hoşlanır ki?

Bir diğer kurtarıcım Roomba temizlik robotu: Evim pırıl pırıl bile olsa sağda solda minik tüy topaklarını uçuşurken görmek mümkün olabiliyor. Her gün elektrik süpürgesi vurmak da eziyet. Bu nedenle her gün Roomba çalışıyor evimizde. Eve gelenler evde kedi olduğunu anlamıyorlar. Aynı zamanda elektrik süpürgemin de halı tarama özelliği var. Derin dövücü isimli aparatı takıp halımın üzerinde gezdirince, halıya yapışmış tüyleri söküp alıyor. Hakeza koltuk minderlerini de bu alet ile dövüyorum. Onların üzerindeki tüyler de böylece gidiyor. Başka türlü tüyleri toplamak son derece zor olurdu. Ah, bir de pratik paspasları unutmamam lazım. Eğer Roomba'yı çalıştıramıyorsam (eşimin alerjisi olduğundan onun yanında çalıştırmıyorum) yerdeki kılları, saçları toplamanın tek yolu bu paspaslar (mutfaktaki kırıntılar için de harika iş çıkarıyor):



Ve son olarak çamaşır kurutma makinesi: Diyelim kedim yatağıma çıkıp pikemi tüy kapladı. Ya da kapıdan girer girmez bacak aralarımda dolaşıp simsiyah pantolonumun her yerini bembeyaz tüy yaptı. Tek çaresi çamaşır kurutma makinesine atmak. Elimle temizlemeye kalksam saatler sürer, üstelik de temizlenmez. Hemen kirlenen çamaşırı makineye atıp 15 dakikalık programda yıkıyorum ve sonra da kurutma makinesine atıyorum. Üzerinde tek bir tüy bile kalmıyor. Oysa çamaşır makinesinde yıkandığında bile tüylerden kurtulmak mümkün olmuyor. Kedimin sıklıkla yattığı her yere örtü koyuyorum. Ve o örtüleri de kurutma makinesinde kurutuyorum. Örtü temizleme derdinden de böylece kurtuluyorum.

Etrafta uçuşan tüylerden bu surette kurtuluyorum. Başka bir yöntem biliyorsanız, önerilere açığım :)

16 Şubat 2012 Perşembe

Gün 24 Saat Yetmiyor Mu? Zaman Planlaması - Roomba ve Daisy Temizlik Robotları


Öncelikle belirtmek isterim ki ben ev işi ve zaman yönetimi konusunda konuşacak son kişiyim aslında :) Ev işi yapmaktan hiç hoşlanmam, ayrı eve çıkıncaya kadar da yapmadığımdan beceremem de zaten. Ayrıca da tembelimdir ve her işi de son dakikaya bırakırım. Off, of :)

Gelgelelim bu tembellikle eğer evim "Kalk gidelim" demiyorsa, bunu da bir iki küçük tüyoya borçlu olduğumu söylemeliyim. Bu tüyolarımı paylaşmak istiyorum izninizle. İşte beşinci tüyom: Akılı Elektrik Süpürgesi

Evimde 8 yaşında bir kedim ve 2,5 yaşında bir kızım var. Ayrıca henüz 1 sene evvel bel fıtığı ameliyatı geçirdim ve omurgamda 6 adet vida var. Offf ki of :) Eğilip kalkmak bir dert. Yerdeki tüy topakları, kedimin etrafa saçtığı kumlar ve kızımın sağa sola döktüğü kırıntının haddi hesabı yok. "Kaçıncı yüzyıldayız, her şeyi buldular da buna mı çare bulamadılar?" dedim ve biraz araştırma yapınca buldum: iRobot Roomba

2002 yılından bu yana kullanılıyor ve üstelik Türkiye'de de satışta. Fiyatı biraz tuzlu. Alsam mı, almasam mı diye sağda solda araştırmaya başladım. Çevremde kullanan yok. İnternette forumlara bakındım. Daisy diye bir başka süpürgenin daha ucuz fiyata satıldığını gördüm. Ucuzdur vardır illeti diye düşündüm ama en azından bir deneme olur, işe yaramıyorsa da verdiğim paraya acımam diye düşünerek Daisy Akıllı Elektrik Süpürgesi alarak robot elektrik süpürgeleri ile macerama başladım :)



Daisy, Tayvan malıymış. Kullanılan malzemeler çok basit. Emiş gücü az. Ama ben bu süpürgeye ba-yıl-dım. Bir kere çalıştırınca bağımlısı oldum. Gidip gelip çalıştırmaya başladım :) Kedim geceyi odasında kapalı geçirir. Sabah kalktığımızda odanın kapısını açar açmaz içerideki tüm tüyler dışarıya dağılır. Sabah ilk iş gidip Daisy'yi çalıştırıyor ve kapıyı geri kapatıyordum. Tüm gece şarj olan Daisy tüm odayı 40 dakikada pırıl pırıl yapıyordu. Diğer odalarda da denemeye karar verdim. Bir tek salonumda halım var. Daisy halıya çıkıp inemiyordu. Bir forumdan aldığım akılla pillerin yanına kurşun ağırlık koydum, o sorun da ortadan kalktı. Elektrik süpürgesi kadar olmasa da şarjlı el süpürgesi kadar temizlik yapıyordu. Düz zeminleri ise harika temizliyordu. Kızımın tüm mutfağa yaydığı kırıntıları toplaması için mutfağa kapatıyordum kendisini. 40 dakika süren şarjı ile istediğim her şeyi yapıyor ve sonra da kendi kendine gidip şarj ünitesine poposunu dayayarak, kendisini şarj ediyordu. Tek bir sorun vardı: Şarjı sürekli bozuluyordu ve yetkili servisi yoktu. Tamirciye götürdüm, "Bunların içinde özel bir çip var, şarjlarını tamir edemiyoruz" dediler. Ona verdiğim para da çöpe gitmiş oldu böylece :(

Ben de gözümü kararttım, irobot Roomba'nın Türkiye'deki en ucuz modelini sipariş ettim. Sanırım artık elektrik süpürgesi vurma işini tamamen rafa kaldırmak üzereyim :) Roomba'nın emiş gücü harika. Normal bir elektrik süpürgesinden hiçbir farkı yok. Halılara inip çıkmakta zorlanmıyor. Şarjı gayet uzun gidiyor ve bir şarj süresince 3 odalı evimi neredeyse tamamen temizleyebiliyor. Yedek parça ve servis hizmeti de var. Bir temizlikçi kadına 1 ayda vereceğim para ile yıllarca kullanacağım bir yardımcı edinmiş oldum.

Şimdi merak edenler olur diye biraz karşılaştırmalı açıklama yapayım:

Önce iki aletin de altını göstererek başlayayım işe:





Yukarıdaki resimlerde de görüldüğü gibi Roomba'nın altında normal elektrikli süpürgelerde olan büyük fırçalardan var. Bir kıl fırçanın yanında bir de plastik fırça var. Bu iki fırça karşılıklı ters yönlerde dönerek kılı tüyü topluyorlar. Daisy'nın altında ise büyük fırça yok, o sadece emiş gücü ile kirleri topluyor. Kedimin odasındaki tüyleri toplamak için yetiyordu bana ama salonda zorlanıyordu. Roomba'nın tek bir yanında çok sert malzemeden bir fırça var. Daisy'nın ise her iki yanında çok uyduruk bir malzeme ile yapılmış iki fırça var. Roomba'nın fırçası sert olduğu için kıyıda köşede kalmış parçacıkları bir vuruşta ortalığa çıkarıp emiyor. Ancak yine sert olduğundan yere dökülmüş ekmek kırıntılarını vurdukça uçuruyor. Uçan ekmek taneleri odanın başka bir yerine savruluyor, Roomba'nın o taneyi bulması için bayağı vakit harcaması gerekiyor. Daisy'nın fırçaları ise hafif olduğundan ve karşılıklı döndüğünden örneğin ekmek tanelerini ortaya toplayıp hemen içine çekiveriyor. Ben bu yönden Daisy'nin sistemini çok beğendim ama malzemesi kötü...

İşte köşeler böyle temizleniyor:




Şimdi de hareket mantığını anlatayım:


Yukarıdaki sistemde her iki aletin de kullandığı rast gele, sarmal, duvar boyunca ve z şeklinde hareketlerin toplamında odayı nasıl temizlediğini görüyorsunuz. Aletin odada geçmediği yer kalmadığı gibi çoğu yerin üzerinden de birkaç defa geçiyor. Ki hepimiz biliriz ki elektrikli süpürge vururken de aynı yerden birkaç defa geçmemiz gerekir yeterli temizliği sağlayabilmek için. Ama tabii tüm bu hareketler için de aletin zamana ihtiyacı var. Annem mesela "Ay, ben onu bekleyene kadar kendim süpürüveririm" diyor :) Ama bir yandan çocukla uğraşırken o "süpürüveririm, yapıveririm"ler gerçekleşmediği için kendisi de açmak zorunda kalıyor Roombamızı. Ben genelde şöyle yapıyorum: Uyanır uyanmaz Roomba'yı kedinin odasına koyup orayı bir temizlettiriyorum. Bu arada kahvaltıyı hazırlıyorum. Kahvaltı bitince de mutfağa getiriyorum, bir de orayı süpürtüyorum. Evden çıkacaksam salon, mutfak ve kedi odası kapılarını kapatıp antre, hol ve yatak odasını temizlemesini sağlıyorum. Kızım uyurken de salona koyuyorum kendisini. Tüm ev böylece temizlenmiş oluyor. Roomba'nın ileri modellerinde evin haritasını algılayıp ona göre hareket etme özelliği de varmış. Ama henüz o kadar para verebilecek durumda değilim, bu şekilde idare ediyoruz. Bir de Roomba'nın bir yedek parçası var. Onlardan alıp kapıların önüne koyunca Roomba odadan odaya kendiliğinden geçebiliyormuş. Henüz ona da ihtiyaç hissetmedim. Sanal duvar uygulaması da var, girmesini istemediğiniz yerler için. Ben sanal duvar yerine, oda kapılarını kapatarak hallediyorum şimdilik.
 Güncelleme: Yeni bir eve taşındım. Mutfağım salonla bitişik. Artık sanal duvarımı sıklıkla kullanıyorum. Biz kızımın odasındayken Roomba mutfak ve salonu temizliyor, bizi rahatsız etmiyor. Biz salonda yemek yerken de arka odaları temizliyor. Sanal duvarımız sabir bir şekilde koridorda duruyor. Gerçekten de sanki orada duvar varmış gibi davranıyor alet. Duvar dibinden ilerliyor filan, seyretmesi de zevkli :)

Toz torbası olayını da anlatayım:


Her iki alet de tozu bir toz toplama kutusunda biriktiriyorlar. Günlük temizlikten sonra hazneyi boşaltmak gerekiyor. Roomba ile birlikte bir de fırça temizleme aparatı geliyor. Çok basit bir alet ama saçların ve kılların yapıştığı alttaki büyük fırçayı 2 saniye içinde temizleyiveriyor. En sevdiğim parçalardan biri :) Daisy'nın yedek parçası yok ama Roomba ile birlikte yedek filtreler de geliyor. Onlar da bitince internet üzerinden yedek filtre satın almak da mümkün. Hazne küçük gibi geliyor ama her gün temizlenen evden çıkan toz toprak (ki bizim evde bir de kedi tüyü faktörü olmasına rağmen) asla o kutuyu dolduracak kadar olmuyor.


Her iki aletin de şarj ünitesi var. Her ikisi de bataryası azalınca şarj ünitesini buluyor, geri geri gidip popolarını şarja dayayarak kendilerini şarj edebiliyorlar :)

Her iki aletin de programlanma özelliği var. İstediğiniz gün ve saate programlayabiliyorsunuz. Ben bu özelliği her ikisinde de kullanmadım.

Daisy'nin uzaktan kumandası aletle birlikte geldi ve çok işime yaramıştı. O yukarıda gördüğünüz hareket silsilesinin sonlanmasını beklemenize gerek kalmadan uzaktan kumanda aleti ile Daisy'yi yönlendirip temizliği hızlandırabiliyorsunuz. Roomba'nın uzaktan kumandası ücretli ama en kısa zamanda alacağım bir tane. Gerçi belli olmaz bakarsınız eşime iPhone üzerinden bir Roomba uzaktan kumandası yaptırtırım: http://www.youtube.com/watch?v=Jd-yYoZcXJw&feature=related

Daisy'nin en sevdiğim özelliği: Uzaktan kumanda ile rast gele, sarmal, duvar boyunca ve z şeklinde hareket özelliklerinden birini çalıştırabiliyorsunuz. Mesela diyelim ki duvar diplerine yerleşmiş tozlar var. Sadece duvar boyunca özelliğini çalıştırarak, sadece o bölgeleri temizletebiliyorsunuz. Roomba'da bu özellik yok.

Roomba'nın en sevdiğim özelliği: Toz dedektörü var. Temizlik yaparken tozların yoğunlaştığı bir yere denk gelince üzerinde "fazla kirli" ışığı yanıyor ve oradaki kirleri tamamen temizleyinceye kadar aynı yerde dönüp duruyor. Mesela çocuğunuz yere bir şey döktü diyelim ki, Roomba'yı odaya bıraktığınızda o dökülen kırıntıların bulunduğu bölümü tespit edip o noktada temizliği yoğunlaştırıyor. Bu özellik de Daisy'de yok.

Daisy, sonuna kadar kullanabilirsem aldığı parayı hak edip olduğu gibi çöpe gitmek zorunda kalacak sanırım (çünkü yedek parçası ve tamircisi yok) ama Roomba aldığı parayı sonuna kadar hak ediyor, helali hoş olsun :) Belim rahat, kafam rahat...

Roomba'ya önce Şaziment adını taktım. Tüm gün evin içinde kıpır kıpır dolaşıyor. Sonra feminist damarım kapardı, Rıfkı demeye başladım kendisine. Kızım da Şaziment diye çağırıyor Roomba'yı artık :) Ailemizin bir üyesi oldu kendisi... Bir de sert yüzeyleri ıslak temizleyen Scooba isimli bir kardeşi varmış. Henüz Türkiye'de satışı yok. Gelir gelmez ilk ben alacağım, emin olabilirsiniz :)

Bu arada benim temizlik anlayışıma güvenmeyenler olur diye başka blogculardan da kullananların yorumlarını veriyorum:

Güncelleme: Taşındım ve yeni evimin içi mimari açıdan daha geniş. Mesela mutfak salonla bitişik, kapılar geniş, koridor geniş vs. Bu nedenle Roomba daha iyi performans gösteriyor. Her gün çalıştırıyorum artık. Son bir ayda normal elektrik süpürgesini sadece tek 1 defa açtım. Evin içinde bir aydır 6 kişi yaşıyorduk ve her gün sahilden geldiğimizde ev kum oluyordu ve 3 adet çocuk evi sürekli kırıntı yapıyordu... Mecbur kaldım, elektrikli süpürgeyi çalıştırdım. Ama bu tür bir ekstrem durum haricinde artık normal süpürgeyi çalıştırmam sanırım, Roomba yeni evimizde tamamen elektrikli süpürgenin yerini aldı.

8 Şubat 2012 Çarşamba

Bebeği Uyutmanın En Kolay Yolu Nedir? Bebek Hamağı - Çingene Beşiği


Yukarıdaki resimde de görüldüğü gibi güzel kızım hamakta uyumaya bayılıyor. Her koşulda ve her mekanda hamağında uyuyabiliyor. Hamaksız onu büyütmek gerçekten zor olabilirdi :) 

Kızım doğduğu ilk günden itibaren yakın teması reddetti. Kendisi izin vermeden dokunulmaktan kesinlikle hoşlanmıyor. Doğduğu gün kucağımıza aldığımızda doğru düzgün taşıyamadığı başını ve sırtını geri atarak kafasını omuzumuza dayama talebimizi reddetmişti :) Dolayısıyla kucakta veya ayakta sallama taleplerini de her zaman geri çevirdi. Yakın temasa dayalı hiçbir şekilde kendisini uyutamadık. 2. ayında odasını ayırdım (bu şekilde daha derin ve uzun uyuyordu). 4. ayda gece beslenmesini kestim. Keyfi gayet yerindeydi.

6. ay civarında ilk dişlerini çıkardı. Dokunsan ağlayacak kadar hassastı ve huysuzluğu hat safhadaydı. Sinirinden saçımı başımı yoluyordu :) Gece uyuyamadı. Her türlü uyutma girişimimiz geri tepince en son hiç denemediğimiz battaniyede uyutmayı denedik. Kızımı bir battaniyenin içine yatırıp eşimle karşılıklı uçlardan tuttuk ve "evroka", işe yaradı! Kızım uykuya daldı ama yerine yatırır yatırmaz uyanıyordu. Sabaha kadar onu sallamaktan kollarımız koptu. Ben de ertesi gün evimize misafir gelecek olan akrabalarımıza "bebek hamağı" siparişi verdim (yüzsüzüm, evet). İşte, hamağımız o gün hayatımıza girdi ve kızımın 29 aylık olduğu bugün de hala hayatımızda olmaya devam ediyor.

Hamağımızın ilk geldiği gün kızım kendini güvende hissetsin diye emzirme yastığının içinde oturarak sallanıyor.


Kışın kızım üşümesin diye hamağın altına polar battaniye seriyorum.

Kızım 21. ayına kadar gündüz uykularına hamakta sallanarak, gece uykularına ise yatağında kendi kendine daldı. Misafirlikte ya da dışarıda (piknikte, plajda vs) olduğumuz zamanlar hamağında uyudu. 21. ayında gündüz uykularında sallanmayı bıraktı; kendi yatağında kendi kendine uyumaya başladı. 23. ayında bizim yatağımızda, anne ve baba ile birlikte uyumayı tercih etti. Ama hamak hala hayatımızdaydı. Geldiği ilk günden itibaren kızım burnunun tıkalı olduğu günlerde sadece hamakta uyudu, hala da hasta olduğunda hamakta uyumak ilk tercihi. Büyüme atakları geçirdiği dönemlerde uyumaya ikna etmek zordu ve hamak bu konuda da kurtarıcımız oldu. Hala anne ve baba ve eş, dost, akraba ile heyecanlı aktiviteler yapıldığı hafta sonları ancak hamakta uyumaya ikna oluyor. Artık dizlerini kırmadan yatamıyor hamağında ama yine de içinde çok mutlu :)

İşte piknikteyiz ve kızımın hamağı hemen yanımızda.


Yaz tatilinde oteldeyiz ve hamağımızın ucu resmin sol yanında görünüyor :) Kızım gündüz hamakta, gece portatif yatakta uyuyor.

Kızım 2 yaşında ve biz plajdayız. Kızım hamağın içinde uyuyor.

Bizim hamak hediye geldiğinden nereden alındığını tam olarak bilemiyorum. Levent'in ara sokaklarından birinden alındı sanırım. Ama artık internet üzerinden de çeşitli hamaklar bulmak mümkün.

Hamak portatif. Kurması, bozması 5 dakika sürmüyor. Ama ağır ve demirleri uzun. Ayakkabı bölmesi olan büyükçe bir spor çantam vardı evde. Ayakkabı bölmesini dışarı doğru çıkartıp demirleri ancak o şekilde sığdırabiliyorum. Yine de arabayla gitmediğimiz hiçbir yere götüremiyorum çünkü ciddi ağır, uzun süre taşıyamıyorum. 40 kilograma kadar taşıyabiliyormuş. Ben oturdum içine, taşıyor cidden :) Kızım 90 cm civarında ve artık dizlerini bükmeye başladı yatarken. Enini boyunu tam ölçmedim ama 1 metreye, 50 cm kadar bir yer kaplıyor odada. Yani çok küçük değil. Küçük boy portatif yatak gibi düşünmek lazım. Ayrıca hamağın kumaşı ketene benzer hafif bir kumaş, bebeği uyurken terletmiyor ve makinede de yıkanabiliyor.

Hamağın içinde bebek hareket ederse düşmesin diye yapılmış özel bir kemeri var. Altında da bebek uyuduktan sonra hamağın hareket etmesini engellemek için yapılmış bir kilidi var. Böylece bebek hareket etse bile hamaktan kalkabilmesi mümkün olmuyor.


Kızım ilk kez hamakta sallanırken altına da yastık koymuştum korkmasın diye belinden kemerle sabitlemiştim.

Kızım biraz daha büyümüş. Altında kuzu postu serili ve belinde de kemeri takılı. Kızım artık hamağına yatınca kemerini kendi kendine bağlıyor :)


Benim kullandığım, Pasha Hamak'ın şuna benzer bir modeli: http://www.pasahamak.com/default.asp?git=9&urun=275393


Başka markalar da var tavsiye edilen:


Hamak kullanmanın sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Hamağı almadan önce biraz araştırma yapmıştım ve şöyle bilgiler bulmuştum netten:

Öncelikle hatırlatmak isterim ki belki biz ya da annelerimiz değil ama anneannelerimiz ve onların öncesindeki kuşakların hepsi sallanır beşiklerde uyuyorlardı.

Daha sonra belirtmek isterim ki, özellikle batılı ülkelerde bebeği hamakta uyutmak gittikçe yayılan bir trend. Yabancı diliniz olmasa bile google'a "baby hammock" yazıp, görseller bölümünde aratırsanız Amerika menşeli pek çok hamak markası olduğunu göreceksiniz. Yüksek tazminat ödemek zorunda kaldıklarından, Amerikalılar riskli hiçbir işe girmezler biliyorsunuz. Amerikada hamak üretimi serbest ve kullanımı da yaygın.

Ayrıca hamağın faydalarını kısaca saymam gerekirse:

1. Hiçbir bilimsel istatistik vermeme gerek olmadan her anne bilir ki özellikle kolik sancısı çeken çocuk sallanarak daha rahat uyur. Hamakta uyumanın uyku süresini uzattığı bir gerçektir.

2. Hamakta yatış pozisyonu, bebeğin rahim içi duruşunu taklit ettiği için psikolojik açıdan da rahatlatıcıdır. Hangimiz hamakta uyumayı sevmeyiz ki?

3. Ayrıca hamaktaki yatış pozisyonu omurganın doğal duruşunu da destekler.

4. Hamakta yatarken dönemeyiz. Doğru. Ama zaten bebekler kendi kendilerine dönemiyorlar. Hamakta değil de yatakta da yatıyor olsalar sağa sola dönemeyecekler. Biz zaten ani beşik ölümü sendromu korkusuyla bebeklerimizi sırt üstü yatırıyoruz. Bu durumda da bebeklerimizin kafasının arkası düzleşiyor. Hamakta yatan bebeklerde bu kafa düzleşmesi sendromu yaşanmıyor (flat head syndrom)

5. Duruş pozisyonundan dolayı, ani bebek ölümü sendromuna karşı da güvenlidir. Hamakta uyuyan bebeğin oksijensiz kalması ya da kendi kusmuğunda boğulması yatış pozisyonu itibariyle mümkün değildir.

Hamağın dezavantajları:
  1. Bebekler küçükken hamağa alışırlarsa sorun yok. Ama belli bir aydan sonra, sanırım 9. aydan sonra korkuları başlıyor ve hamaktan da korkup, içinde yatmayı reddedebiliyorlar. Benim rahatlığımı gören arkadaşlar kendi bebeklerini de bizim hamakta uyutmayı denediler ama en cesaretli ve en sallanarak uyumayı seven bebek bile reddetti. Dolayısıyla bebeğiniz 9. aydan büyükse hamağı denemeden almayın.
  2. Bebeğinizi sadece hamakta uyutursanız, yatakta uyumakta zorluk çekebilir. Bebeği hamaktan alıp, yatakta yatmaya alıştırmak da zorlu bir dönem oluyormuş. Ben böyle bir zorluk yaşamadım. Çünkü sadece gündüz uykularında hamakta uyutuyordum. Gece uykularında ise kızım kendi kendine uykuya dalmayı öğrenmişti. Dolayısıyla hamağı kullanırken bu hususa dikkat etmekte fayda var.
  3. Bebeklerin yüzükoyun yatması sırt kaslarının gelişimi açısından önemli. Dolayısıyla hamak içerisinde yatmak omurgasını desteklese bile sırt kaslarını çalıştırmasını engelliyor. Eğer bebeğin sırt kasları konusunda endişeliyseniz hamağın içerisine, bebek beşiklerine konulan türden bir şilte serebilirsiniz. Ya da benim yaptığım gibi sadece gündüz uykularını hamakta uyutup, gece uykularını yatakta uyutabilirsiniz. Ayrıca hamağı sadece uyutmak için kullanıp, uyanık olduğu dönemlerde oyalama aracı olarak hamağı kullanmamak da bir çözüm. Eskiler evin yaşlısını beşiğin başında bırakıp bebeği gün boyu sallatırlarmış mesela... Ben hamağı sadece uyku süresince kullandım, bu nedenle kızımın kas gelişiminde olumsuz bir etkisini görmedim. Yukarıda link verdiğim hamakların bir kısmı da normal yatak şeklinde, şilteli hamaklar. Onların da sallanma özelliği dışında normal yataklardan bir farkı yok aslında.

Hamağın zararlı olup olmadığında çok tereddüt eden oluyor. Doğruluğunu bizzat teyit etmedim ama okuduğum bir yazıda şöyle diyor:



İsviçre
İsviçre’deki doğum servislerinde temiz plastik bebek beşiklerinin yerini Hängematte adı verilen ve değişik şiddetlerde sallanabilen bebek hamakları almış durumda. Bu hamaklar zor bir yolculuktan geçip dünyaya gelen bebecikler için biçilmiş kaftan. Üstelik gece ciyaklamalarını yatıştırmada bire bir.

http://uzuncorap.com/2012/04/24/ulkeler-ve-bebek-yetistirme-rituelleri/